Anasayfa Biz Kimiz Bize Katılın İletişim
Gokceadaliyiz.com Anasayfa
MAVİSU RESORT HOTEL BANNER
MAVİSU RESORT HOTEL BANNER
Üye Olun
Şifre hatırlat
Gökçeada Haberleri:
| Aydıncık | Bademli | Dereköy | Eşelek | Kaleköy | Kuzulimanı | Merkez (Centrum) | Şirinköy | Tepeköy | Uğurlu | Yeni Bademli | Yukarı Kaleköy | Zeytinli |

Wireless İnternet
Deniz Kenarı
Yüzme Havuzu
Klima
Sınırsız Kahvaltı Saati
Evcil Hayvan Kabul
Detaylı Ara
Nerede Ne Yenilir İçilir ?
Kahvaltı
Ev Yemekleri
Et        Balık
Kebap
Pide & Lahmacun
Pasta Tatlı
Alkollü İçecek
Alkolsüz İçecek

Detaylı Ara

.: Anket :.
Gökçeada'da Hangisini Yapmayı Tercih Edersiniz?
Sörf, Dalış, Yüzme
Doğa Gezileri, Bağbozumu, Trekking
Yeme, İçme, Eğlence, Alış Veriş
Dinlenme

Sonuçlar ve Önceki Anketler
.: Oteller :.
Ünal Pansiyon
Kale Otel
Gökcan Apart Pansiyon
Ayaz Apart Pansiyon
Melanur Apart Pansiyon
Şenel Apart Pansiyon
Doğan Apart Pansiyon
Elmas Apart Pansiyon
.: Restoranlar :.
Gökçeada Mavi Su Restoran
Çakır ın Yeri Kır Restoranı ve Doğal Ürünler Evi
Son Vapur Restoran
Kale Restoran
Sahil Restoran
Cafe İmroz (Figenia)
Ceylin Cafe
Ecem Ev Yemekleri
.: Üreticiler :.
Ekozey Ekolojik ve Organik Tarım A.Ş.
Ezey Ada Birlik A.Ş
Barba Yorgo Şarapları
Elta-Ada Tarım ve Hayvancılık İşletmesi
Etis Zeytinyağları
.: Yazarlar :.
Seda PoyrazTüm Yazarlar

Gökçeada -Kızıltepe Hattında Gazali'yle Buluşma...

 En bilinen klasik tanımlamasıyla hepimiz için hayatlarımız tıpkı bir ‘roman’ gibidir… Yaşamlarımız devam ettikçe, bu zorunlu roman tüm karmaşa, çetrefilliğiyle sürer gider. Söylenecek sözler bir asrın irice parçalarında biriktiğinde; o zaman tarihe tanıklığınız gelir aklınıza… Celal Bayar’ın Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes’in başbakan olduğu yıllarda doğmuşsanız, ülkenizin hiç dinmeyen siyasi/ekonomik/sosyal gelişmeleri de; çarpıcı unutulmazlıkları ölçüsünde satırbaşlarıyla bilinçaltınızda yer etmiş demektir.

 
Bu yüzden, 1960′lı yılların İmroz’unda, her çocuğun ‘en sevdiği okul arkadaşı’ tanımlamasında benim için yerini bulan Alexandra’yı yaşanmış bir simge alarak, Ada’nın bir dönemini paylaşmak istedim. Alexandra’yı bulmam şüphesiz imkansız da değil; ama Alexandra’nın bir kadın olmasının, değişen soyadının bu arayışımı zorlaştırdığını ifade etmeliyim. Ancak Alexandra’yı bulacağımı da biliyorum, eğer yaşam onun için de sürüyorsa…
 
Adının İmroz olduğu ve Gökçeada olarak değiştiği iki dönemin gerçekliği ve benzer konulardaki yaşanmışlıkların bıraktığı izler nedeniyle olsa gerek, Ada yazılarının devamı yönündeki beklentiye yanıt vermek ve verememek ikilemini hissederken, uzun bir ömrün realitelerinin temel taşlarına ilerleyebilmek için mezun olduğum Kızıltepe Ortaokulu’na gidebilirim sanki… Yıllar sonra, oğlumun doğum müjdesine tanıklık eden Ada’yı tekrar ziyaretimde bıraktığı izleri  paylaşıncaya kadar…
 
Ada’yı yazılarda terk etmek de kolay olmuyor benim için… O da beni terk etmiyor… Bugünlerde vizyonda olan ve Gökçeada’da çekildiği için gittiğim Yağmur’dan Sonra… filminin üzerine kurulduğu Yarı Açık Cezaevi, Ada’da okuduğum dönemde açılmış ve sanki hemen Ada’nın doğal bir parçası oluvermişti… Cezaevi Müdürü’nün baskın kişiliği üzerine kurulu olan filmde; Gökçeada’yı, limanı, köylerini değil ama Sumru ve Eleni’nin dostluğu, Sumru’nun bisikleti, Ağlayan Kaya’da simsiyah denizin çağrıştırdığı geceleri çocukça yüzmelerimizi yoğun hissettim yeniden…
 
Ve ben, çocukluğumu ve ilk gençliğimin geçtiği Gökçeada ile Çanakkale’yle ilgili, hafızamdan çoğu yitip giden yaşanmışlıklarıma rağmen, unutulmaz iki anekdotu da aktarmadan devam edemeyeceğim. Bugün, her yeniden konu açılışında değiştiğini gördüğümüz eğitim sistemi 1960′lı yıllarda her şeyiyle bir ‘ezber’di. Konuları anlamazdık aslında! Ve biz ortaokulda, siperlikli, armalı okul şapkalarımızla öğretmenlerimize selam dururduk. Bu, dönemin okullarının kurallarından biriydi. Önlüklerimiz tabii ki siyah, etrafı oyalı beyaz yakalarımız ise kolalıydı…
 
Çanakkale’de ilkokulda, tembel(!) öğrencileri bir sınıfa doldurup, diğer sınıfları çağırarak onların, diplomatik bir tanımla uyarılışlarını(!) izlemek zorunda bırakıldığımızı unutamam.. Ben; beklenti ve amaç, onlarla alay etmek, gülmekken, özellikle de aralarında sevdiklerimi gördüğümde ağlardım. Okul yıllarımızda, dayağın tanımı ‘cennetten çıkma olur, “eti senin kemiği benim..” denilerek okula teslim edilirdik. Bugünün ifadesiyle unisex imal edilen siyah, bağcıklı Sümerbank ayakkabılarımız sanki bir asker potiniymiş gibi de ayaklarımızı vururdu. O yüzden, bayramlık kırmızı rugan ayakkabılarımı hiç unutmadım.
 
Ortaokul 3. sınıfa geçtiğimde, tayin rotamız Elazığ iliydi. Batı’dan Doğu’ya geçerek anneanneme yaklaşınca, anaerkil bir aile yapısının bendeki tipik örneği anneannem Halime Hanım’ın yanında Mardin/Kızıltepe’de ortaokulu bitirdim. Kızıltepe’deki diğer evler gibi bizde de Türkçe, Arapça, Kürtçe, Çeçence yani hemen her dil konuşulurdu. Daha çok çocukların oyun yeri olarak kullandığı küçük kızıl tepesi dışında düzlükte yaşanan Kızıltepe’den, dağın zirvesindeki Mardin’in gece ışıkları bugün gibi aklımdadır. Mardin’i bir ‘pırlanta yüzük’ olarak tanımlardık biz…
 
Anneannemin, duvarlarında İran motifli halıların asılı durduğu, bol minderli sedirin üzerine bağdaş kurarak tütün sarışını, dedemin doğu tarzı et yemeklerine olan düşkünlüğünü, dayımın okuduğu Yeni Ortam gazetesinin mizanpaj tasarımını, yardımcımız Gazali’nin bizlere sevgisini, ‘okul birincisi’ olarak okul arkadaşlarıma verdiğim okul defterlerinden,  sarı çizgisiz olan Matematik defterimin satır arasına saklı, sınıf arkadaşım İbrahim’in yazdığı ‘bir resminizi rica edebilir miyim?’ notunu unutamam…
 
Aklım Alexandra’da kalsa da, yaşamın özelde yaşanan tarihselliğindeki  Kızıltepe-Mardin hattında devam eden ergenliğin, aklımda Ada kadar tezatlı güzellikleriyle yer eden 1970′li yıllar… Kızıltepe’nin dışında sayılabilecek büyük kerpiç evimizin yanındaki, gecenin sonsuzluğuna uzanır gibi görünen bağımızdan zaman zaman gelen silah seslerine o zamanlar alışmaya başladım. Belki de bu yüzden, gazeteciliği seçtiğim İstanbul’daki üniversite yıllarımda silah sesleri beni korkutmadı. Ve belki de nedeni, hiçbir zaman ölmeyeceğimizi düşündüğümüz gençliğin verdiği o muhteşem cesaretti…


YAZILARDAKİ FİKİR VE GÖRÜŞLER, YAZARLARA AİTTİR.

Bu yazı 1044 kere okundu.
Facebook'ta bu sayfayı paylaşın Bu Sayfayı Twitter'da Paylaşın Bu Sayfayı MSN'de Sık Kullanılanlara Ekleyin Bu Sayfayı Google Sık Kullanılanlara Ekleyin Bu Sayfayı Yahoo Sık Kullanılanlara Ekleyin My Space'te Paylaş RSS

.: YORUMLAR :.

Bu yazı için henüz yorum yapılmamış!
Yorum yapabilmeniz için sitemize üye olmanız gerekmektedir. Eğer üye iseniz sitenin üst sağ tarafında bulunan
GİRİŞ FORMUNU kullanarak siteye giriş yapınız.

Gökçeadaliyiz.com'a üye değilseniz lütfen üye olunuz.
.: Yazarlar :.
Ege için yeni vizyon..
Haluk Şahin
Kuzey Ege’nin ..
Kastanyet eşliğinde Fado ezgileriyle... ..
Adnan Genç
 YEDİĞİMİZ ..
Gökçeada -Kızıltepe Hattında Gazali'yle ..
Seda Poyraz
 En bilinen klasik ..
'Gökçeadalı Beşiktaşlı Hristo' veya 'Bir..
  Araştırma ve haber: Tuğrul ..
Reklam vermek için tıklayın
Detaylı Gökçeada Haritası
.: Yorumlar :.
süper bir lokanta başarıl..>>

fiyatlarınız neden yazılm..>>

Poyraz Apart herşeyden ön..>>

Bence fiyatları yazarsana..>>

henüz birşey diyemeyeceği..>>

burda daha yeniyim fiyatl..>>

© 2009-2010

| Anasayfa | Yazarlar | Haberler | Biz Kimiz ? | Bize Katılın | İletişim | Site Haritası | RSS |
Tasarım ve Uygulama